VI. Uluslararası Ahmed-i Hani Sempozyumu: Ahlâk ve İnşâ
AHMED-i HANİ 2022

Ağrı Hakkında


Ağrı'nın Kronolojik Tarihi:

  • M.Ö. 3000 Hurriler dönemi.
  • M.Ö. 1500 Mittani İmparatorluğu dönemi
  • M.Ö. IX. yy. Urartu egemenliği dönemi
  • M.Ö. VI. yy. Medler dönemi
  • M.Ö. 549-331 Persler dönemi
  • M.Ö. 330-323 Büyük İskender dönemi.
  • M.Ö. 331-189 Selevkos Devleti dönemi
  • M.Ö. 189-M.S. III. yy. Romalılar ve Partlar dönemi.
  • M S. IV. yy. Hun Türkleri ve Sasaniler arasında el değiştirmesi.
  • M.S. VIII. yy. Bagratlı döneminin yaşanması
  • M.S. IX-XI yy. Bizanslar ve Araplar arasında el değiştirmesi.
  • 1064’te Büyük Selçukluların hâkimiyetine girmesi.
  • 13. yy Moğol İstilasının gerçekleşmesi
  • 14. yy. sonlarında Celayirliler Bayezid’e hâkimiyet kurması.
  • 14. yy. Akkoyunlular ile Karakoyunlular arasında sürekli el değiştirmesi.
  • 15. yy. Safevi egemenliğine girmesi
  • 1514 yılında Yavuz Sultan Selim’in Şah İsmail üzerine düzenlediği Çaldıran Seferi’nde Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetine geçmesi ve Osmanlı hâkimiyetine geçtikten sonra yurtluk ocaklıkla yönetilmesi
  • 1578 yılına kadar Osmanlı-İran arasında el değiştirmesi
  • 1578-1585 yılları arasında Van Eyaletine bağlanması
  • III. Murad döneminde düzenlenen Tahrir Defteri’ne göre Bayezid Sancağı ve Tevabihi; Eleşkirt, Şelve, Diyadin, Ovacık, Bayezid, Urut ve İskender Kalesi toplam altı sancak olup, Karakilise’nin Şelve (Tutak, Hamur) nahiyesine tabi bir köy yerleşmesi olması
  • 16. yy. son çeyreğinde 17 hanelik bir yerleşim yeri olması
  • 1585-1603 yılları arasında Revan Eyaleti’ne tabi olması
  • 1604 yılında Revan’ın Osmanlı hâkimiyetinden çıkmasıyla birlikte Van Eyaleti’ne bağlanması
  • 17-18. yy. bazen Van bazen de Erzurum eyaletine bağlanması
  • 18. Yüzyıldan Cumhuriyet dönemine kadar Erzurum vilayetine bağlı kalması
  • 1821-1822 yıllarında İran istilasına uğraması
  • 1845 yılından itibaren yurtluk-ocaklık statüsünün kaldırılması
  • 1828-1829, 1854-1856, 1877-1878 yıllarında Rus işgaline uğraması
  • 1878 Berlin Antlaşması ile Rus işgalinin sona ermesi
  • 19. yy. sonlarında Bayezid, Diyadin, Eleşkirt, Ayntab (Tutak) ve Karakilise (Karaköse) adlarıyla beş kazaya ayrılması
  • 1919 yılında Karakilise isminin Kazım Karabekir Paşa’nın girişimleriyle Karaköse olarak değiştirilmesi.
  • Cumhuriyetin ilk yıllarında Osmanlı’dan kalan sancakların vilayet olarak teşkilatlanmasıyla Bayezid’in vilayete dönüştürülmesi.
  • 1927 yılında vilayet merkezinin Bayezid’den Karaköse’ye taşınması
  • 1935 yılında Bayezid’in isminin Doğubayazıt olarak değiştirilmesi
  • 1938 yılında Karaköse isminin Ağrı olarak değiştirilmesi.
  • Ağrı’nın Coğrafi Yapısı

    Ağrı İli; ülkemizin doğusunda Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Murat-Van Bölümü sınırları içinde yer almakta olup morfolojik açıdan bir akarsu havzası özelliği göstermektedir. Matematik konum olarak yaklaşık 38˚ 59’ - 40˚ 02’ kuzey paralelleri ile 42˚ 15’ - 44˚ 36’ doğu meridyenleri arasında yer alan ilin yüzölçümü 11.099 km²’yi bulmaktadır. Ağrı İli bu yüzölçümü ile ülkemiz topraklarının yaklaşık % 1,4’lük bölümünü kaplamakta olup, yüzölçümü büyüklüğü bakımından Türkiye’de 26. sırada yer almaktadır. Ağrı İli 2016 yılı ADNKS sonuçlarına göre 542. 255 nüfusa sahip olup, nüfus bakımından da Türkiye’deki 81 il içinde 39. sırada yer almaktadır.
    Anadolu’nun şekillenmesinde etkili olan orojenik ve epirojenik hareketler Ağrı İli’nin tektonik özelliklerini belirlemiştir. Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Murat-Van Bölümü’nde yer alan Ağrı ili, Alp Orojenik Kuşağı’nın içinde kalmaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi’nin Karasu-Aras dağları ile Van Gölü arasında kalan bölümü genellikle geniş platolardan oluşmakta ve bu platolar üzerinde de belirli hatlar boyunca, Doğu Anadolu’nun genç ve önemli volkan konileri sıralanmaktadır. Ağrı İli belirtilen konumda olup, doğal ünitelerle kuşatılmış bir hidrografik havza niteliği taşımaktadır.
    Ağrı ilinin jeolojik evriminde özet olarak dört dönemden söz edilebilir. Bölgenin en yaşlı birimlerini muhtemelen paleozoik yaşlı kaya toplulukları oluşturmaktadır. Ağrı İlinde ikinci tektonik dönemi oluşturan Kretasede, ofiyolitli melanj oluşmuştur. Metamorfitlerin üstünde tektonik olarak yer alan bazik ve ultrabazik kayaları da kapsayan kumtaşı, kireçtaşı, tüf ve kireçtaşı bloklarından meydana gelmiştir.
    Ağrı ilinin ana topoğrafik şekillerini dağlar, bunlar arasında yer alan vadiler, tepelik alanlar, aşınım yüzeyleri ve ova düzlükleri oluşturmaktadır. İl toprakları doğudan İran İslam Cumhuriyeti (Maku İli, Bazargan İlçesi), batıdan Erzurum İli, kuzeyden Kars ve Iğdır illeri, güneyden Bitlis ve Van illeri, güneybatıdan ise Muş İli ile çevrilidir.
    Ülkemizin en doğusunda yer alan il toprakları doğuda Küçük Ağrı Dağı’nın doğu etekleri, batıda Saç Dağı Geçidi, kuzeyde Aras Güneyi Dağları, güneyde ise Süphan Dağı kuzey etekleri doğal sınırıyla çevrilidir. Büyük kesimini dağların kapladığı ve ortalama yükseltinin 2000 m’ye ulaştığı düzlük alanlar, ilin kuzeyinde doğu - batı doğrultusunda Eleşkirt’ten Türkiye - İran İslam Cumhuriyeti sınırına kadar devam eder. Bunun yanı sıra ilin en büyük akarsuyu olan Murat Nehri’ne paralel olarak da kuzey - güney doğrultusunda iki büyük ova (Tutak ve Patnos ovaları) yer almaktadır.
    Ağrı ilinde, planeter ve coğrafî faktörlere bağlı olarak Doğu Anadolu’nun karasal iklimi etkili olmaktadır. Ağrı’da uzun dönem rasat yapan (1960-2012) meteoroloji istasyonları (Ağrı, Doğubayazıt ve Patnos) verilerine göre ilin yıllık ortalama sıcaklıkları 6, 2˚C ile 9, 2˚C arasında değişmektedir. Ağrı’da sıcaklık değeri Ağustos ayında 39, 9 ˚C’ye yükselebilmekte ve Ocak ayında ise –45, 6˚C’ye kadar inebilmektedir. Donlu günler sayısı ise 160,7 günü bulmaktadır.
    Yağış özellikleri incelendiğinde ise uzunca bir dönemin rasat sonuçlarına göre Ağrı’nın yıllık ortalama yağış miktarı 521,8 mm, Doğubayazıt’ın 333,2 mm ve Patnos’un da 468,3 mm olarak tespit edilmiştir. Doğu Anadolu Bölgesinde bu değer ortalama 577,2 mm, ülkemiz genelinde ise 643 mm civarındadır. Bölge ve ülke ortalamasının altında yağış kaydedilen Ağrı ilinin yağış özellikleri üzerinde yükselti ve topoğrafya şartlarının etkili olduğu anlaşılmaktadır. Kar yağışlı günler sayısının 44,8 günü bulduğu sahada, kar örtüsü ortalama 116,8 gün boyunca yerde kalmaktadır.
    Ağrı Kenti’nin sosyoekonomik gelişmişliği üzerinde doğal çevre şartlarının önemli etkileri gözlenmektedir. Ağrı, ülkemizde karasal iklimin en sert yaşandığı yerlerden biridir. Dolayısıyla yörede iklimin beşeri ve ekonomik faaliyetler üzerindeki şekillendirici etkisi son derece fazladır.
    İdari olarak Merkez İlçe haricinde yedi ilçenin (Eleşkirt, Hamur, Tutak, Patnos, Doğubayazıt, Diyadin ve Taşlıçay) yer aldığı ilde 562 köy ve 12 belediye örgütlü (biri Ağrı Merkez İlçe, yedisi ilçe merkezlerinde, 4’ü de beldeler olmak üzere) yerleşme bulunmaktadır.
    Özel konum itibariyle Doğu Karadeniz kıyılarının en önemli limanına sahip olan Trabzon’u Erzurum üzerinden Tebriz’e bağlayan ticaret yolu güzergâhında yer alan il toprakları, Türkiye’den İran’a devam eden yol üzerindeki son durağı teşkil eder. Bu son durağı Türkiye’nin doğudaki en önemli kara sınır kapısı olan Gürbulak Sınır Kapısı oluşturmaktadır.

    Ağrı İli’nin En Önemli Turizim Değerleri

    Ağrı İli turistik değerleri bakımından çok zengin bir potansiyele sahip olmamakla birlikte özellikle Doğubayazıt ilçesi sınırları çerisinde bulunan ve kutsal kitaplarda yer almış Büyük ve Küçük Ağrı dağları, Meteor Çukuru, bugünkü şehrin güneyinde ve daha yüksek bir konumda olan Eski Doğubayazıt şehri ve bu şehrin dokusu içinde kalan İshak Paşa Sarayı, Doğubayazıt Kalesi ve Ahmed-î Hani Türbesi ile Gürbulak Oluğu’ndaki Üzengili köyünün güneyinde ve sınır kuşağı üzerindeki bir sahada Nuh’un Gemisi olduğu sanılan doğal yapı ve yine bu çevrede bulunduğu iddia edilen Nuh’un kayıp kenti Naxuan ile tanınmaktadır. Ayrıca Urartular dönemine ait olduğu sanılan Toprakkale köyündeki cami ve kalede önemli birer turistik değer olarak önem taşımaktadırlar.
    AĞRI DAĞI
    Türkiye’nin en yüksek dağı (5137 m.) olan Ağrı Dağı bütün dünyada kendisi kadar yüksek ve hatta kendinden çok daha yüksek dağlardan daha fazla bilinmektedir. Bunun başlıca üç nedeni vardır. Birincisi, heybetli oluşu, ikincisi, dağcılık yönünden tatmin edici olması ve üçüncüsü monoteist dinlerde önemli bir yerinin bulunmasıdır. Bundan dolayı batılı bilim insanları bu dağın önemini Güney Afrika’nın elması ne kadar değerli ise Türkiye’nin Ağrı Dağı’da o kadar değerlidir şeklinde ifade etmektedirler.
    Ağrı volkan dağları; Küçük Ağrı (Büyük Ağrı’nın güneydoğusunda ve 3896 m.) ve Büyük Ağrı (5137 m.) olmak üzere, iki dev volkan konisi ile temsil edilir. Yaklaşık 1200 km²’lik bir kaide üzerine oturmuş olan ve çevrelerinde çok sayıda parazit koniler bulunan her iki dağ kütlesini yaklaşık 3000 metrelerde birbirinden ayıran geniş bir vadi, dağın kuzeydoğusundan güneybatısına uzanan Serdarbulak Geçidi’dir.
    Ağrı Dağı, jeolojik-jeomorfolojik niteliklerinin yanı sıra, tufandan sonra Nuh'un gemisine ev sahipliği yaptığı inanışı dolayısıyla da efsanevi kimliğiyle ön plâna çıkan bir dağdır. Yüzyıllardır gezginlerin, bilginlerin, kişi ve kavimlerin dikkatinden kaçmayan Ağrı Dağı, ülkemizde ve dünyada türkülere, efsanelere, araştırmaya, sinemaya, şiire ve mitolojiye en çok konu olan dağdır.
    İSHAK PAŞA SARAYI
    Doğubayazıt ilçesi sınırları içinde bulunan ve en eski tarihi eserlerden biri olan İshak Paşa Sarayı, bir mimarî eser olmanın dışında; kurulduğu tepe, kapladığı alan, çevreyle kurduğu ahenk ve muhteşem görünüşüyle geçmiş ve günümüz insanının beğenisini kazanan, feodal toplum düzeninin izlerini, günümüz insanlarına aktaran, değerli bir sınır taşı niteliğindedir.
    Osmanlı İmparatorluğu’nun doğusu için Topkapı Sarayı kadar önemli bir yapı niteliğindedir. Başkentten çok uzakta, bir Osmanlı paşası tarafından yaptırılmış olması ve buraya taşınan Osmanlı üslubunun XVIII. yüzyılın sonlarında ortaya koyduğu eserlerden biri olması yönüyle ilgi çekicidir. İran sınırına yakın bir yerde, ovaya bakan eski Bayazıd şehrinin en hakim tepesine birkartal yuvası gibi kurulmuş olan bu saray, 1784 (H.1199) tarihinde İshak Paşa tarafından yaptırılmıştır.
    Sarayın iç ve dış mimarisinde Osmanlı, Fars ve Selçuklu medeniyetlerinin ortak etkisi vardır. Saray binasının oturduğu yer, Akyayla dağlarının yamaçlarında yer aldığından kayalık ve sert bir zemin niteliğindedir. Sırtını dik meyilli tepelere dayamış olan saray, doğudan küçük bir derenin oyduğu vadiden sonra, Karaburun tepelerinin yalçın kayalıkları ve bu kayalara inşa edilmiş Doğubayazıt Kalesi ile çevrelenmektedir. Eski Bayazıt şehrinin merkezinde olmasına rağmen, sarayın kurulduğu platformun kuzey, batı ve güney cepheleri vadiye açılan uçurum şeklinde inşa edilmiş, platform sadece doğu yönünde araziye bağlı olduğundan, ana giriş kapısı da bu yönde bırakılmıştır.
    BALIK GÖLÜ
    Doğubayazıt şehrinin 60 km. kuzeybatısında yer alan Balık Gölü, yaklaşık 34 km2lik yüzölçümü ve 2.241 m.lik su düzeyi yükseltisiyle, ülkemizin en yüksekte bulunan göllerinden biridir. Bir lâv seddi gölü olan Balık Gölü çevresindeki dağlardan gelen küçük dereler, kıyıdaki pınarlar ve yer altı sularıyla beslenir. Kıyıları çamurludur ve özellikle güneydoğusunda küçük sazlıklar, yakın çevresinde tarım alanları ve otlaklar bulunur.
    Gölün sulak alan kapsamındaki kısmı 3.800 ha olup, kuzeyinde, üzerinde tarihi kalıntılar da bulunan 4 dekar büyüklüğünde bir ada bulunmaktadır. Bu adada kuluçkaya yatan kadife ördek (melanitta fusca) türü ve diğer kuşlar nedeniyle, Türkiye’nin en önemli 100 kuş yaşama-koruma alanından biri olarak kabul edilir. Göl kıyılarında martı, kuğu, karabatak, angıt gibi kuş türleri de görülüyor.
    METEOR ÇUKURU
    Doğubayazıt Kenti’nin 35 km doğusunda, Gürbulak Gümrük Kapısı’nın 2 km kuzeydoğusunda yer alır. Bu çukurun, farklı iddialara karşın 1892 yılında düşen büyük bir göktaşı tarafından oluşturulduğu sanılmaktadır. Çünkü bu silindirik doğal kuyu, Tersiyer kalkerlerini örten kalın ve çatlaklı bazaltlar içinde, 100 yıl önce (1880-1885 yıllarında) geceleyin birden bire açılmış, o gecenin sabahında Gülveren Köyü’nün kaynak suları bulanık olarak akmıştır. Çukurun açılması sırasında meydana gelen sarsıntı geniş bir alanda hissedilmiştir.
    Derinliği 60 m’yi ve çapı da 35 m’yi bulan söz konusu çukurun âdeta silindirik bir kuyu şeklinde olduğu dikkati çekiyor. Çukurun iç kenarlarının düzenli şekilde kesilmiş oluşu ve iç yüzeylerin kopma çizikleri taşıması, kuvvetli basınca bağlı bir deformasyon olduğunu ifade etmektedir.
    MURAT KANYONU
    Diyadin lavı olarak nitelendirilen bazalt akıntısı Davutlar Köyü, Diyadin istikametinde akmış ve Omuzbaşı Köyü’nün kuzeyine kadar olan vadi kesimini doldurmuştur. Daha sonra ise üzerinde kurulan Kezo Dere ve Murat Nehri bu formasyon içine yerleşerek kanyon vadiler meydana getirmiştir. Murat Nehri, Goğebakan Köyu ile Omuzbaşı köyü arasında, Diyadin Kanyonu olarak isimlendirebileceğimiz 100-150 m genişliğindeki vadide menderi hareketler yaparak akmaktadır. Akarsu burada bazaltlar içine 40-50 m kadar gömülmüştür.
    Murat Kanyonu, Murat Nehri’nin kaynağından başlayarak Taşlıçay İlçesi’ne kadar devam eder. Yamaçlardaki farklı aşınma sonucu, basamaklı bir biçimde oluşan kanyon tam anlamıyla bir doğa harikasıdır. Murat Nehri’ni her iki yönde kuşatma altına alan kanyonun yamaçları oldukça dik ve derindir. Yamaçların yüksekliği yer yer 50-60 m’ye kadar çıkmaktadır. Bununla birlikte, çeşitli ve zengin bitki örtüsünün varlığı, bu manzarayı tamamlayan bir başka unsur olarak dikkat çeker.
    NUH'UN GEMİSİ KALINTILARI
    Eski çağlardan günümüze kadar güncelliğini ve gizemini koruyan nadir olaylardan biri de, Nuh Tufanı ve tufan sonucu geminin içindekilerle birlikte nerede karaya oturduğudur. Üç büyük semavi dini temsil eden kutsal kitaplar Tevrat, İncil ve Kuran-ı Kerim yanında, eski çağlarda yaşamış olan önemli kültürlerin hepsinde karşımıza çıkan büyük tufan – Nuh tufanı hakkında antik kaynaklardan modern bilime değin çeşitli görüşler ortaya atılmış ve geminin nerede olduğu konusu ve bulunması için her dönem çok çeşitli araştırmalar yapılmıştır.
    Ağrı Dağı pek çok insanın düşüncesinde Nuh’un gemisi ve tufan ile özdeşleşmiştir. Ağrı ili sınırları içinde yer alan ve son dönemlerde çeşitli araştırmacılar tarafından Nuh’un Gemisi’nin izi olarak gösterilen bir diğer alan ise Gürbulak oluğunun güney kesiminde Telçeker (Sürbehan) ile Üzengili (Meşar) köyleri arasında yer alan doğal anıttır. Aslında bu anıt gemi biçimli bir şekildir. Türkiye - İran transit yoluna 3,5 km mesafededir. Nuh Tufanı sonucunda karaya oturan geminin ve Nuh’un kayıp kenti Naxuan’ın bu çevrede bulunduğu öne sürülmektedir. Kutsal gemi ve Nuh’un kayıp kenti Naxuan’ı arama çalışmaları, 1983 yılından beri sürdürülmektedir.
    DİYADİN KAPLICALARI
    Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Murat-Van Bölümü’nde yer alan Diyadin kaplıcaları, yönetim açısından Ağrı İli’ne bağlı Diyadin İlçesi sınırları içerisinde bulunurlar. Diyadin Kasabas’nın 7 km güneyinde bulunan kaplıcalar, Ağrı-Doğubayazıt (İran transit yolu E-80) karayoluna 15 km uzaklıktadır. Kapıcalar alanına yaklaşık 12 km’si asfalt geri kalan kısmı ise stabilize olan düşük standartlı bir yolla ulaşılmaktadır. Diyadin İlçesi’nin bu sınırlar içerisindeki yüzölçümü 1274 km² kadardır. Tektonik kökenli bir depresyon üzerinde yer alan Diyadin Kasabası ise 1930 m yükseltide kurulmuştur.
    Bu alan yaklaşık 48 km² kadar olup, bunun 24 km²’si potansiyel jeotermal sahası durumundadır.Doğu Anadolu Jeotermal Alanı içerisinde bulunan sahada tektonik hatlar üzerinde oluşmuş çok sayıda sıcak su kaynağı bulunmaktadır. Nitekim bunlardan en önemlilerini Köprü, Yılanlı, Davut ve Tazekent kaynakları oluşturmaktadır.